Tünellere doğru ilerlerken her sabah gittiği yolun yaz tatili dolayısıyla bomboş olmasının tadını çıkarıyordu, 200 beygir motorlu Forester Turbo yolu yutarcasına tüketirken o tatilcilere sövmekle meşguldü. Gidin ve mümkünse dönmeyin. Sizler yokken Istanbul daha güzel. İkinci tüneli geçtikten sonra Üsküdar bağlantısından Boğaz Köprüsüne çıkmak için sağ şeride yanaştı. İyice yavaşladı, sabah tezgahını açmış ve bir beyin cerrahı hassasiyetiyle simit disseksiyonu yapan simitçiye sağ camdan parasını uzatıp 2 simit aldı.
Taze simitlerin konusu arabayı dolduruyordu, çok değil, onbeş dakika sonra ofiste kahveyle birlikte tüketilecek olan simitler karşılığı 75 kuruşla asla ödenemeyen o belkide dünyanın en harika kokusunu arabaya yayarken yol olaysız bir şekilde sona erdi. Arabasını ofisin önüne parketti. Kapıyı açıp arabadan çıkmasıyla odasına ulaşması arasında geçen 35 saniyede bekçiyle selamlaşmış ve tam 12 adım atmıştı.
Ofis serin ve rahattı, kahve masanın üzerinde tütüyor simitler de kaçınılmaz sonlarını bekliyorlardı. Gazeteleri ve e-mail adreslerine gelen postaları bir çırğıda okudu. Bu gün sıradışı bir olay beklenmiyordu, her gün aynı bok aynı terane, son 4 yıldır hep aynı şey. Kariyerindeki en son ve büyük hamleyi yapmasının üzerinden 4 yıl geçmiş sınıf atlayarak geçtiği bir üst kastta etrafındaki kemikleşmiş kadro yüzünden bir türlü istediği başarıyı yakalayamamıştı. Parasal açıdan sıkıntısı yoktu ama zafer sarhoşluğunu, kayıtsız şartsız kazanmanın mutluluğunu özlemişti.
Dişlerinin arasından söylenerek aynı ofisi paylaştığı ama kendisi hakkında bir çok şeyden habersiz olan mesai arkadaşlarını düşündü. Genç çocuklar, statükocular, yalakalar, aman abi bana dokunmayan bin yaşasıncılar, hırsı genç ninjalar. Hepsinin atladığı bir büyük gerçeği on yıl önce anlamış olmanın avantajı ilk çağlarda ateşli silah kullanmaya benzeyen ir avantaj sağlıyordu ona. Zenkutsu dachi diye düşündü, şu an duruşum tamı tamına kısa bir zenkutsu dachi, daha çok okuyup daha az konuşmanız gerek çocuklar. Daha çok yolunuz var ve yolun sonunu çok azınız görebileceksiniz.
Kafasından geçenler bir savaşçının kurşun kadar hızlı düşünceleriydi, bu düşünceler ne Miyamoto Musashi'nin fikir ve öğretileri gibi derin bir felsefe perdesi arkasındaydılar ne de Sun Tzu'nun fikirleri gibi amaca yönelik ve detaycıydılar. Bu fikirler yıllar yılı alınan mühendislik terbiyesiyle beynin derin katmanlarında içselleştirilmiş sistem fonksiyonlarına dönüşmüş sebep sonuç ilişkileri zincirleriydiler.
Taze simitlerin konusu arabayı dolduruyordu, çok değil, onbeş dakika sonra ofiste kahveyle birlikte tüketilecek olan simitler karşılığı 75 kuruşla asla ödenemeyen o belkide dünyanın en harika kokusunu arabaya yayarken yol olaysız bir şekilde sona erdi. Arabasını ofisin önüne parketti. Kapıyı açıp arabadan çıkmasıyla odasına ulaşması arasında geçen 35 saniyede bekçiyle selamlaşmış ve tam 12 adım atmıştı.
Ofis serin ve rahattı, kahve masanın üzerinde tütüyor simitler de kaçınılmaz sonlarını bekliyorlardı. Gazeteleri ve e-mail adreslerine gelen postaları bir çırğıda okudu. Bu gün sıradışı bir olay beklenmiyordu, her gün aynı bok aynı terane, son 4 yıldır hep aynı şey. Kariyerindeki en son ve büyük hamleyi yapmasının üzerinden 4 yıl geçmiş sınıf atlayarak geçtiği bir üst kastta etrafındaki kemikleşmiş kadro yüzünden bir türlü istediği başarıyı yakalayamamıştı. Parasal açıdan sıkıntısı yoktu ama zafer sarhoşluğunu, kayıtsız şartsız kazanmanın mutluluğunu özlemişti.
Dişlerinin arasından söylenerek aynı ofisi paylaştığı ama kendisi hakkında bir çok şeyden habersiz olan mesai arkadaşlarını düşündü. Genç çocuklar, statükocular, yalakalar, aman abi bana dokunmayan bin yaşasıncılar, hırsı genç ninjalar. Hepsinin atladığı bir büyük gerçeği on yıl önce anlamış olmanın avantajı ilk çağlarda ateşli silah kullanmaya benzeyen ir avantaj sağlıyordu ona. Zenkutsu dachi diye düşündü, şu an duruşum tamı tamına kısa bir zenkutsu dachi, daha çok okuyup daha az konuşmanız gerek çocuklar. Daha çok yolunuz var ve yolun sonunu çok azınız görebileceksiniz.
Kafasından geçenler bir savaşçının kurşun kadar hızlı düşünceleriydi, bu düşünceler ne Miyamoto Musashi'nin fikir ve öğretileri gibi derin bir felsefe perdesi arkasındaydılar ne de Sun Tzu'nun fikirleri gibi amaca yönelik ve detaycıydılar. Bu fikirler yıllar yılı alınan mühendislik terbiyesiyle beynin derin katmanlarında içselleştirilmiş sistem fonksiyonlarına dönüşmüş sebep sonuç ilişkileri zincirleriydiler.