Gece olaysız geçti sayılır, daha önceki seferlere kıyasla neredeyse hiç bir şey olmadı bir kaç ufak sayıklama dışında, onlar da sayılmazdı zaten. Gececi hemşire uykulu gözlerle son vizitini yaparken o ağır hareketlerle sırt çantasını topladı. Sabah erken saatte arabasına doğru yürürken martılar Haydarpaşa lisesinin üzerinde o alışılmış sortilerine başlamışlardı bile.
İş yerinde o kadar yorgun ve bezmiş bir vaziyetteydi ki bütün günü etliye sütlüye karışmadan geçirdi, akşamı bekliyordu. Bütün gece ve takip eden gün boyunca birikmeye devam eden zehri atabileceği o 2 saatlik buluşmayı. Dojo'nun kapısından yavaş ve saygılı adımlarla girdi. Henüz kimse gelmemişti, biraz sonra olacaklardan evvel sessizliğin tadını çıkarabileceğin son beş dakika işte buydu. Kapı açıldı Sensei Tansel içeri girdi, 1.80 boylarında zayıf bir adamdı ancak farklı, patlayıcı bir kuvvete sahipti ve merhaba demesiyle karşısındakini şuursuz bir patates çuvalına çevirmesi arasında sadece saniyeler vardı.
Bazı insanları ilk görüşte seversiniz, öyle saygı uyandıran, insanı etkileyen bir hali vardı.
-Sensei Rei
-Oss
Yavaş ısınma hareketleriyle başlayan ders daha önce öğrenilen Katalardan birinin Bunkai (Uygulamalı açılım) siyle devam etmekteydi. Kumite başladığında kaslar iyice ısınmış ve verim neredeyse yüzde yüze yaklaşmıştı, Sensei'nin Kizami atağına Soto Uke ve yıldırım hızında bir ushiro mawashi geri ile karşılık verdi. Bu tekniği yapabilmenin mutluluğu vücudunu öylesine sarmıştı ki hemen ardından yediği üç yumruğa aldırış bile etmedi. Yediği yumrukların acısı dönerek vurduğu tekmenin hazzını yavaş yavaş bedeninden silerken Yame komutuyla durdu ve hocasını selamladı.
Dersin sonunu Kata ile tamamladılar. Duşun soğuk suları tüm gününü, günlerin zehrini ve teri vücudundan atarken düşünceleri de o tadına doyulmaz dinginliğe erişmişti işte. Suyu daha da soğutarak duşun altında uzun bir süre bekledi ta ki soğuk canını acıtana kadar sonra kurulanıp çıktı, kıyafetlerini katlayıp çantasına yerleştirdi ve salonu terketti. Bir sonraki buluşmaya kadar hayatın getireceği bütün saçmalıklara hazırdı artık. Molon Labe! diye mırıldandı, Molon Labe!. Eşyalarını toplayıp evine doğru yürüdü gecenin sıcağı ve Istanbul'un dayanılmaz nemi bile katlanılabilir olmuştu sanki.
Uzun zaman sonra ilk kez evde sakince oturup eşiyle başbaşa kalabilmişti. Epeydir çıkmayı planladıkları ancak bir türlü fırsat bulamadıkları tatili planlamak için bir deneyimde bulunduysa da sonunda tartışma çıktığı için pes edip bıraktı. Kendisini uykunun kollarına bırakmadan evvel son düşündüğü şey nasıl olup da hayatlarının bu acaip sarmala dönüştüğüydü. Kısa ve huzursuz bir uykudan sonra uyandı, gördüğü rüyadan aklında kalan tek şey kendisini kovalayan 3 kaplan olmuştu, "Bengal kaplanları" diye düşündü "rüyada bile enteresan şeyler görebiliyorum, kahrolası bengal kaplanları aşağısı kurtarmaz zaten"
İş yerinde o kadar yorgun ve bezmiş bir vaziyetteydi ki bütün günü etliye sütlüye karışmadan geçirdi, akşamı bekliyordu. Bütün gece ve takip eden gün boyunca birikmeye devam eden zehri atabileceği o 2 saatlik buluşmayı. Dojo'nun kapısından yavaş ve saygılı adımlarla girdi. Henüz kimse gelmemişti, biraz sonra olacaklardan evvel sessizliğin tadını çıkarabileceğin son beş dakika işte buydu. Kapı açıldı Sensei Tansel içeri girdi, 1.80 boylarında zayıf bir adamdı ancak farklı, patlayıcı bir kuvvete sahipti ve merhaba demesiyle karşısındakini şuursuz bir patates çuvalına çevirmesi arasında sadece saniyeler vardı.
Bazı insanları ilk görüşte seversiniz, öyle saygı uyandıran, insanı etkileyen bir hali vardı.
-Sensei Rei
-Oss
Yavaş ısınma hareketleriyle başlayan ders daha önce öğrenilen Katalardan birinin Bunkai (Uygulamalı açılım) siyle devam etmekteydi. Kumite başladığında kaslar iyice ısınmış ve verim neredeyse yüzde yüze yaklaşmıştı, Sensei'nin Kizami atağına Soto Uke ve yıldırım hızında bir ushiro mawashi geri ile karşılık verdi. Bu tekniği yapabilmenin mutluluğu vücudunu öylesine sarmıştı ki hemen ardından yediği üç yumruğa aldırış bile etmedi. Yediği yumrukların acısı dönerek vurduğu tekmenin hazzını yavaş yavaş bedeninden silerken Yame komutuyla durdu ve hocasını selamladı.
Dersin sonunu Kata ile tamamladılar. Duşun soğuk suları tüm gününü, günlerin zehrini ve teri vücudundan atarken düşünceleri de o tadına doyulmaz dinginliğe erişmişti işte. Suyu daha da soğutarak duşun altında uzun bir süre bekledi ta ki soğuk canını acıtana kadar sonra kurulanıp çıktı, kıyafetlerini katlayıp çantasına yerleştirdi ve salonu terketti. Bir sonraki buluşmaya kadar hayatın getireceği bütün saçmalıklara hazırdı artık. Molon Labe! diye mırıldandı, Molon Labe!. Eşyalarını toplayıp evine doğru yürüdü gecenin sıcağı ve Istanbul'un dayanılmaz nemi bile katlanılabilir olmuştu sanki.
Uzun zaman sonra ilk kez evde sakince oturup eşiyle başbaşa kalabilmişti. Epeydir çıkmayı planladıkları ancak bir türlü fırsat bulamadıkları tatili planlamak için bir deneyimde bulunduysa da sonunda tartışma çıktığı için pes edip bıraktı. Kendisini uykunun kollarına bırakmadan evvel son düşündüğü şey nasıl olup da hayatlarının bu acaip sarmala dönüştüğüydü. Kısa ve huzursuz bir uykudan sonra uyandı, gördüğü rüyadan aklında kalan tek şey kendisini kovalayan 3 kaplan olmuştu, "Bengal kaplanları" diye düşündü "rüyada bile enteresan şeyler görebiliyorum, kahrolası bengal kaplanları aşağısı kurtarmaz zaten"