snippet from bir üretkenlik geldi başıma
bir üretkenlik geldi başıma

Üstüm başım innovation, üretkenlik ama neden? beynimin amacı ne? bütün bu ürünleri sunsam, bir sanat şaheseri ortaya çıkarsam, meşhur olup dünya tarihi mezarlığında bir taşım olsa bile amacım sevilmek diyebilirmiyiz? amacım egoist bir biçimde insanların sonsuz ve büyük sevgisini, o sunacakları imkanları kazanmak mı? Güzel saptama. Ama beynim o anda, tam yeni bir keşif yaptığım anda, o mükemmel hazzı alırken bütün bunları önceden deneyimleyip öğrenmiş olamaz. O l a m a z. Üretmekte başka bir şeyler var, bütün gün bilgisayar karşısında oturup ağrıyan beline rağmen, doğaya bir anlığına çıkınca ciğerlerine temiz havayı çekmeyi, koşup zıplamayı, çıplak ayak koşup bir şeylerle(L : biraz gerginlik yaratıp banka soymak mı, yoksa bir hayvan bulup avlamak mı) boğuşmayı isteyen insan gibi, tamamen içeriden gelen bir coşku ve gerçekten insana, hayata gelme amacını düşündürecek ve kendi kendine anlamasına yardım edecek kadar doğal bir şey. İşte bu kusursuz yaratma gücü. Kusurlu olsa da sonuç, süreç kusursuz.
Gerçek yaratıcılığın kullandığın araçlar olduğunu düşünürüm. Beyin de bir araç ama aslında bu araç kelimesi bir yöntemi anlatır. Mesela internet artık yeni bir araç, internet yüzünden insanlar yaratmanın başka yollarını buldular, sanki düzgün pisti bulmuş bir ferrari gibi oldular. ya da photoshop yeni bir tasarım olanağı sundu. Artık insanlar iphone larda takılıyorlar. Yani yanımıza bir asistan aldık.

2

Is the story over... or just beginning?

you may politely request that the author write another page by clicking the button below...


This author has released some other pages from bir üretkenlik geldi başıma:

2  


Some friendly and constructive comments